Kocaman bir balon yapmak istiyorum, savunma için bu evde. Ya fena bezginim, bıkkınım, sıkkınım. Evden atılmak için dua eder oldum ama o sadece lâfta kalacak bir şey, adım gibi biliyorum. Kulaklarımı tıkayarak yaşamak durumundayım bir süre daha...
Ettiğiniz kavgalarla kendimi dışarı vurmam için körüklüyorsunuz beni desem, bi de üstüne kafa bulurlar benle... Aile katliamı yapan insanları anlamaya başladım. Bu gece yine dişlerimi sıkarak uyumuşum, sabah ağrılarla uyandım... Bir süre hiç sabah olmasa misal, herkes hep uyusa sadece ben uyanık olsam; bir mum yakıp ışığını seyrederek şarkılar söylesem... Ay yok öyle kemikleri etle dolduracak şarkılardan değil, sadece kendi kendimi sonsuzca uyutabilmek için... Biri alnımdan öpene kadar...
Yine Ereğli maceraları başlıyor ve bir yaz daha öyle geçecek... Hay bin kunduz resmen yirmi küsur yıl! Sinirlerim iplik iplik oldu... Doğadan tek bir işaret bekliyorum, geldiği anda ben yokum; gelmediği şunca süre içinde var mıydım diye de düşünmeden edemiyorum. Fasılalı varlığım... Elimi duvara vuruncaya kadar aslında bu düzlemde olmadığıma öyle güzel inandırıyorum ki kendimi, o esnada yanımda bir başkası olsa o da inanır. Yokum ben, olsaydım başka türlü olurdu, o yüzden yokum. Sokakta yürürken görünmediğimi düşündüğüm lise dönemim gibi.
Kimse beni göremez çünkü yokum.
Lacivert pelerinimle çokçası bokum
Elimin duvara değip de öte tarafa geçmediğini görünceye kadar yalanıma inanıyorum, sonra hayali tuğlalar, hayali benliğimin üzerine düşüyor... Hayali bir keşmekeş... Hayali tozbulutu, yıkıntı, bok püsür... Noel Baba'nın göremediği çocuk :D Karadeliklere ev diyelim biz kısaca...
...
Yaa aslında başka bir şey geldi şimdi akılma... Arkadaş, küçüklüğümüzde ip atlarken söylediğimiz tekerlemeler ne menem şeylermiş öyle... Afallamaktan kendimden tiksinemedim...
ÖRNEK 1:
o-o-oya
oya gitti maça
maç parası
bacak arası
Gülmekten yorum yapamıyorum....
ÖRNEK 2:
Sevgili seçiminde ağır yaptırımlar, bilişsel goygoy:
kiraz kiraz
gel yanıma biraz
n'apacaksın beni?
seviyorum seni
sevdiğin erkek sarışın olmalı
gözleri mavi denize bakmalı
Neyin özentisi bu hacı? Mavi gözün esrarını söndüreyim mi size bir dakikada...
Mavi gözün oluşumu eksiklik üzerindendir, nedir bu eksiklik diye soranlara gelsin: renk pigmenti efendim... Bu renk pigmenti eksikliğinde göz güneşe ve daha bilumum parlak şeye karşı hassaslaşıyor ve bu hassaslık sadece bununla da sınırlı değil, çok çabuk bozulur mavi göz. Miyop, hipermetrop, ortaya karışık astigmat... Ama yok ben hâlâ işin öyle bir görüntü kısmındayım ki; isterse 8 derece miyop olsun ama mavi olsun diyenler: her kör satıcının bir kör alıcısı vardır elbet, neden olmasın, güle güle kullanın! Yani öyle ahım şahım bir şey değil, eziyetli.
Lâleli bir içeriye gir... Şeklinde başlayıp, Lâleli ona kadar gelen tekerlemenin ise gizli bir yola işaret ettiği inancındayım nedense... Ama anlatmam yolu, kıçınızla gülersiniz sonra...