"Ekmek arası balık mı olurmuş! Tamam balık yenir ama ekmek arasında mı yenir?"
Eminönü'nde otobüse binmeden önce duyduğum son tuhaflık bu oldu. Bunu söyleyen bir teyzeydi...
Onun öncesinde bir adet başka teyze biz B.B ile merdivenlerde otururken, önümüzde durdu, elindeki poşeti açtı ve poşetin içine seslendi: "Yavrum, bi rahat dur; neden öyle yapıyorsun, olmaz ama böyle," dedi. İkimiz de ürktük. Hatta B.B "çocuğu kesip poşete doldurmuş olmalı!" dedi. Tüm iyi niyetimle poşetin içindekinin tavşan veya civciv olmasını diledim, B.B'ye de dilettim; yoksa delirebilirdik.
Bu olaydan az önce de Orhan Gencebay'ın "Batsın Bu Dünya"sını çocuklara ve anne baba tayfasına uyduraraktan söylüyorduk, bir amca gelip bize tempo tuttu...
Zaten bu olaydan önce de Eminönü Ciğercisi'nin karşısındaki banktan, hani ağaçlı olan, kuşların pisleye pisleye sanat eseri ettiği, bir amca ve birkaç teyze tarafından kovulmuştuk... Boş diye yardırdık banka doğru, oturduk... Bir teyze bize: "Alooo! Kuş pisleyecek üstünüze!" dedi, sonra amca gelip, kuşların değil belediyenin kabahatli olduğunu anlatı... anlattı... anlattı ve en sonunda iyice saçmalayarak kuşların kafalarını kopardığımızı ve adamın kendisine de deli dediğimizi iddia etti... Götüm götüm kaçtık, en makul olanı da buydu zaten...
Merdivenlerin orada bir de kedi vardı, hırçın bir erkek sarman, ayrıca da nazlı... B.B'yi ısırayazdı...
Güzel bir gündü...
Bir sonraki tuhaflıklarla yine görüşeceğiz!
15 Mayıs 2012 Salı
5 Mayıs 2012 Cumartesi
Kurtulmam gerekenler var...
İlki unutmak: bugün Unkapanı'nda olduğumu anlatamadım sevgilime... Nerdesin, dedi; cevab veremedim. Ailemde alzheimer yok bidiğim ama için için korkuyorum.
İkincisi yanlılş okumak: Verenel Derneği'ni "vernel derneği", Şeyh Bedrettin'i "Syd Barret" okumuşluğum, caddenin diğer yanından Yeşilpınar otobüsünü, Zeytinburnu olarak görmüşlüğüm var.
Vehamet gırtlak boyunca...
Ayrıca düğün gecesinde insan ağlatılmaz, düğün ona zehredilmez. Değil mi sevgili üç maymun? "Pek tabii!" Devam edin ama siz, nasıl olsa sikim sonik üssü sikim sonik evrensel kümenize zerrece zeval gelmiyor; kurban olduklarım hepsi birer deus otiossus, hepsinin sicilinde en az bir küçük dağ var... Bana kalsa kurutulmuş bok vermemek lazım böylesine; kıvrana kıvrana, ters dönmüş böcek gibi debelene debelene sürsünler hayatlarını...
Böyle işte... Şikayet etmeye geldim buraya... Şikayetimi edip, soldan soldan tek edeceğim sahneyi...
Dediğim gibi kurtulmam gerekenler var...
İlki unutmak: bugün Unkapanı'nda olduğumu anlatamadım sevgilime... Nerdesin, dedi; cevab veremedim. Ailemde alzheimer yok bidiğim ama için için korkuyorum.
İkincisi yanlılş okumak: Verenel Derneği'ni "vernel derneği", Şeyh Bedrettin'i "Syd Barret" okumuşluğum, caddenin diğer yanından Yeşilpınar otobüsünü, Zeytinburnu olarak görmüşlüğüm var.
Vehamet gırtlak boyunca...
Ayrıca düğün gecesinde insan ağlatılmaz, düğün ona zehredilmez. Değil mi sevgili üç maymun? "Pek tabii!" Devam edin ama siz, nasıl olsa sikim sonik üssü sikim sonik evrensel kümenize zerrece zeval gelmiyor; kurban olduklarım hepsi birer deus otiossus, hepsinin sicilinde en az bir küçük dağ var... Bana kalsa kurutulmuş bok vermemek lazım böylesine; kıvrana kıvrana, ters dönmüş böcek gibi debelene debelene sürsünler hayatlarını...
Böyle işte... Şikayet etmeye geldim buraya... Şikayetimi edip, soldan soldan tek edeceğim sahneyi...
Dediğim gibi kurtulmam gerekenler var...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)